Aladağlar Trail JR 2018

Aladağlar Trail JR 2018 Yarış Raporu

Uzun yazının kısa özeti: Aladağlar’ın kayalık arazisinde 2 saat hedefle çıktığım 15K mesafeli + 962 m tırmanışlı yarışı 1:59:48 süre ile hedefimin 12 saniye içinde bitirdim. İşte aşağıda hikayesi…

Senelerdir bir yerlerde bir sebepten koşuyorum; çoğunlukla antrenman ve son 7 senedir özellikle orienteering için. Dağlarda taşlarda çok koştum ama hiç bir dağ yarışına katılma isteğim olmamıştı. Arazide geçen ultra koşular keyif alanımın veya zorluk algımın dışında kaldılar.

Bu sene bir şeyler değişti: Mağara Araştırma Derneği’nde birlikte antrenman amacıyla koştuğum 4 arkadaşımla kendimize bir hedef koyalım dedik ve bir dağ koşusuna katılalım fikri ortaya çıktı. Ve bu koşuyu önce Aladağlar (15K), sonra Kapadokya (35K) olarak belirledik. Sonradan çeşitli nedenlerle, Aladağlar’a sadece benim katılmam mümkün oldu.

HAZIRLIK

İlkbahar sonu gibi Aladağlar Trail JR‘a kaydoldum. Önceki senelerin sonuçlarını inceledim ve 15K koşusu için, 960 metrelik tırmanışı da dikkate alarak kendime 2 saat hedef koydum.  Aslında niyetim 1:50:00’yi zorlamaktı. Antrenman programımı belirledim.

Ancak, gönül yerinde durmadı, evlenme kararı aldık, 1.5 ay içinde düğün eğlence yapalım dedik ve sonuç… 5 Haziran’dan 21 Temmuz’a kadar sadece 2 antrenman + 1 doğa yürüyüşü + yüzme.

Dönüşüm acı oldu, resmen erimiş bitmiştim. Kalan 3 haftada ne yapabilirdim?

22 Temmuz’dan başlayarak yarışa kadar olan 3 hafta boyunca her iki günde bir antrenman yaptım. Planım şöyleydi:

  • Birinci Hafta: Kaslara koşmayı hatırlatmak. 7-9K hafif, 6:00 pace veya daha yavaş, arazide ama düşük eğimde koşular
  • İkinci Hafta: Tırmanış amaçlı yüklenme. 8-11K arazide ağır tırmanış içeren, düzde hızlı tempolu koşular. En sonuncusu 1 saat 45 dakikaya kadar uzandı. 2 kez batonlu antrenman.
  • Üçüncü Hafta: Kısa aktivasyonlar ve dinlenme. 2 günde bir 30-45 dakikalık yürüyüş veya hafif koşu. 1 kez batonlu antrenman.

Baton Kararı

Yarışı batonsuz koştum ama hep batonlu koşacakmış gibi plan yapmıştım. Nedenlerim basit:

  • Tırmanışın yer yer sert (%20 civarı) olması
  • İnişin uzun ve sert olacak olması (3K’da 400 m iniş, yaklaşık %14 eğim)
  • Hazırlıksızlığımın dizlerime olan negatif etkisi.

Ancak, starta son beş dakika kala batonları gidip çadırıma atarak yarışa batonsuz çıktım. Bunun da nedenleri nispeten anlaşılır, dağda kendi denemelerimi ve önceden koşanların tecrübesini dinledim:

  • Batonların hıza genel olarak negatif etkisi olacağını ve 2 saat hedefimi engelleyeceklerini düşündüm.
  • İnişte sürekli zigzag çizen, dik ve çakıllarla kaygan patikalarda batonlar faydadan çok sıkıntı getirecekti.
  • Çıkışta aslında yeterince güçlüydüm. Mağaracılıktan ve trekkingten gelen alışkanlıklar tırmanmak için yeterli olacaktı.

Mantıksal bir yol izlememe rağmen batonları sabah bırakabilmek çok zor geldi. İlkokulda okulda annesinden ayrılamayan çocuk gibi…

STRATEJİ

Strateji olarak, nabız dinleyerek ve tırmanışlarda yürü-koş & inişlerde koş ile ilerlemeyi seçmiştim. Nabız için beklentim, çıkışlarda 150-160 aralığında kalmak ve inişte 140-150 aralığını tutturmaktı. (Yarışta gerçekleşen bu değerlere yaklaşık +10 eklenmiş haliydi.)

Ayrıca yavaş başlamayı ve ilk 10 dakikayı pek zorlamamayı iyice kafama koymuştum. İk kontrol noktasına kadar yavaş tırmanacaktım. Önceki uzun mesafe ve maraton deneyimlerim, birinci yarıda enerjiyi korumak ve ikinci yarıda zorlamak gerektiğini gösteriyor.

GERÇEKLEŞEN

Yarış sabahı asıl büyük yarış Aladağlar Skytrail’in (45K mesafe + 3500 m tırmanış) başlama anı için 4:00’te kalktım. 4:30’da verilen start ile Tayfun, Derya, Kerem gibi dostların da aralarında olduğu koşucuları uğurladık. Geçen senenin birinci Kemal Kukul, start alanında en önde sol köşede bekliyordu. Aklıma not ettim.

Tekrar gidip uyuduktan sonra, kendi yarışım için 06:30’da kalkıp giyindim. Geceden hazırladığım eşyalarımı aldım. Tuvalet ve sıvı alımından sonra start düzlüğünde ısınmaya gittim. Son 5 dakikaya kadar batonluydum ve kontrolde de öyle söylemiştim. 5 dakika kala, batonları bırakmaya gittim. Sonra kontrol masasına batonları bıraktığımı söyledim.

Bu arada diğer yarışmacılara bakmak lazım. 107 kayıtlı yarışmacı vardı. Bir çok kişi ısınmıyordu. Asker olduğunu bildiğim bir kaç kişi ve değerli abimiz Faruk Kar ve bir kaç kişi daha ısınmayı ciddiye alıyorlardı. Benden daha cüsseli bir kaç kişi dışında baton yoktu ya da ben göremedim. Uzun kollu veya ceketli koşan vardı ama uzun alt giyen biri dikkatimi çekmedi. Genelde herkeste hafif ayakkabılar vardı. En ağır ayakkabılar bende idi 🙂 La Sportiva Ultra Raptor. Yaklaşık 500 km’dir kullanıyorum ve artık kendileriyle özel bağımız var.

Start alanına girdiğimde Kemal Kukul gibi yaptım, en ön sıraya doğru gittim bir arkalarında durdum. Sakin olacağıma dair 50 kere kendi kendime söz verdikten sonra start verildi. Daha baştan dik başladığı için, 200. metrede yani starttan sonraki ilk tırmanışta hemen yürümeye başladım.

İlk 1 kilometrede yürürken neredeyse herkes beni geçti. Yavaş koşuyorlardı ama koşuyorlardı. Faruk ve bir grup tanımadığım koşucu kararlı ve nispeten hızlı bir tırmanış tutturdular. Ben ise 7 dakika kesintisiz yürüdükten sonra, yürü-koşa geçtim. Tek tek önümdekileri geçmeye başladım. Yürürken geçtiğim koşan kişilerin sayısı hiç de az değil. Onlar için moral bozucu olduğunu biliyorum. Ancak, ben yürüyerek onları geçerken neden onlar da yürümeye başlamadılar ki?

Yürüyüşüm gayet hızlıydı, güçlüydü ve kararlıydı, kanımda hem mağaracı hem de orienteeringci gücü ve azmi var 😉

Sokullupınar kontrol noktasından hemen sonra dağa girdiğimiz tek noktaya ulaştık. Yaklaşık 1 kilometrelik ve 250 metre tırmanışlı bir vadi. Bu vadide de içimdeki mağaracı açığa çıktı ve kayaları hızla tırmandım. Önümde giden ve benden güçlü olduğunu düşündüğüm 5 kişiyi geçtim. 20+ senelik tecrübe insana başka bir güven veriyor.

Yarışın KML (rota) dosyası

Tırmanış sonunda yeniden Sokullupınar’a inen patika ve yollara girdik. Yaylacıların bir atı kısa bir süre bana eşlik etmişken bayağı bir keyif aldım. Kontrol noktasında gönüllülerden Vedat, Utku ve Ramazan’la bir kez daha selamlaştıktan sonra loop’u tamamladım ve Arpalık çıkışına geçtim.

Arpalık’a döndüğümde sürem 1:13:00 idi ve normalde beklentim 1:05:00 civarı geçmekti ki hedefi tutturayım. 10 dakika geriden gelirken, 6 km mesafe, 200 m kadar tırmanış ve 500 m civarı bir iniş önümde beni bekliyordu. 45 dakikada biter miydi?

Neyse, el mecbur tırmanış başladı. Yolda eski asker İsmet ile tanıştık. Erciyes’teki dağ koşusunda 2. olmuş ama dizinde bir ağrısı var. Onunla muhabbet ede ede Arpalık’a kadar, öndeki 4’lüden de kopmamaya (aradaki 300-400 metre mesafeyi korumaya) çalışarak çıktık. Ben bir yandan sürekli saati gözledim ve 2 saat hedefimin olabilirliğini hayal ederek her fırsatta koştum.

Arpalık’a vardığımda 20 dakikam kalmıştı ve önümde 3+ km ile 500+ m iniş.

İnişleri İsmet’le uçarak indik. Yalnız son 1 km iniş felaketti. Acayip dik ve koşarken duramadığım patika olmayan yamaçlarda, çakıl çarşak kayarak inişler yaptırdılar bir kaç kez. Kaygan bir yerde ufak bir düşüş dışında dengemi korudum ve sağ salim indim.

Finish’e 400 m kala çekmeler ve kramplarım başladı. Her iki baldır kasımda da tıkır tıkır atan kas liflerini hissetmeye başladım. Saate baktım 1:57… yavaşlamazsam bitiremem, yavaşlarsam hedef tutmaz. Sadece 400 metrecik. Çoğu yokuş aşağı.

Tabii mecburen yavaşladım. Acıyı bastırıp, koşmaya devam. İsmet’in çizgiyi geçtiğini gördüm, sanırım 10-15 saniye daha önce. Sonra ben de seke seke bitiş çizgisini geçtim: 1:59:48… şaka gibi ama 12 saniye farkla hedefimin içinde kaldım.

SONUÇ

Hedefi tutturmuş olmak ve böylesine ucu ucuna olması acayip güzel. Bu duyguyu tanıyorum, orienteeringte saniyelerle ulaşılan kürsüler gibi. Kendimi zorlayıp bir tık daha fazla efor harcadığım her an ve her adımla bunu hakettiğini bilmek harika. Böylece, gelecekte başka işlerde başka yarışlarda da aynısı olacak. Her fırsatta bir tık daha fazla efor, ya hedefe ulaştırır veya “en azından denedim” dedirtir.

Orienteering ve bu ilk kez koştuğum dağ koşusu yarışını karşılaştırmak gerekirse… dağ koşusu süper sıkıcı. Ori’nin hedef peşinde koşan ve sürekli değişim içeren yapısının yanında, dağların etkileyici de olsa değişmeyen manzarasında yol almak o kadar da matrak değil. Ancak, dağ koşusunun da kendince zorlukları var ve bu zorlukları aşmaya çalışmak güzel bir tatmin duygusu getiriyor. Gelecek sene Skytrail 45K’ya katılıp yürüyerek hem keyfine varmak lazım, hem de “yaptım” dedirtir güzel olur.

Sonraki koşu Kapadokya’da…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s